Home Yaşam Yazılarım Merhaba Dünya

Merhaba Dünya

6 min read
0
0
164

Merhaba Dünya,

Yine yeni bir blogla beraberim. Niş konular üzerine açtığım blogları saymazsam kişisel blog tarzında açtığım sanıyorum üçüncü blog bu. İlki yine bu domainde idi.

Tahmin edilebildiği üzere aç gözlü ve sıkılgan bir yapım var, normal bir insan gibi tek bir blogla devam etmek yerine bir yada daha fazlasıyla uğraştım bu durum çok zor ve gerçekten can sıkıcı oluyor.

Şunu belirtmek istiyorum, bloglama gerçekten insanın kendisini ölçmesi ve değerlendirmesi bakımından güzel bir araç. Geçmişte yazdığı yazıları tekrar okumak, yazarken hissettiği yada düşündüğü şeyleri hatırlamak heyecanlı ve mistik bir yolculuk gibi. Aslında sadece geçmiş ve şimdiki zaman kıyaslaması değil bloglamayı güzel yapan. İnsanı okumaya, araştırmaya ve öğrenmeye sevk eden bununla birlikte teşvik eden itici bir güç sanki.

Küçük adımlarla başlarsınız yola, yavaş yavaş hızlanırsınız ama acele etmeden. Öncelikle bildiğiniz konulara yoğunlaşırsınız, bir süre sonra aşina olduğunuz konulara geçiş yaparsınız. Bu aşamalardan geçerken konuya yada konulara hakimiyetiniz artar dolayısıyla kendinize olan güveninizde aynı oranda artar. Dikkatli ve özenli biriyseniz dil bilgisi ve imla konularında da yol kat edersiniz.

Bildiğiniz konularla aşina olduğunuz konular arasında köprüler kurar, aradaki bağı sağlamlaştırır sağlamlaştırmaz bir bakmışsınız ilgi duyduğunuz konular hakkında araştırmalar yapıyor, bilgi topluyorsunuz. Merakınızın nispetinde hızınız daha da artıyor, akabinde etkileşimler başlıyor yani eleştiriler, fikir alışverişleri vs.

Yol uzun, sabır da lazım tabi ayrıca mahcubiyet duygusu da olmalı insanda, yazması gerektiğinin farkında olarak araştırdıklarını – öğrendiklerini akıl ve mantık süzgecinden geçirmeli sonra yazıya dökmeli. Bu arada mahcubiyet duygusu, blogun ziyaretçilerine karşı olandan çok kendine karşı olanı makbul olmalı. Mevzuyu çok uzattım ya neyse!

Hülasa, her şeyden önce samimi olunmalı, üç düşünüp bir yazmalı, reklam/para düşünülerek açılan blogların “kopyala yapıştır” dan öteye gidemeyeceğinin bilincinde olunmalı. Ayrıca başkasıymış gibi yazmamalı, bilgisi olmadan bilir kişilik yapan o kadar çok blog insanı var ki.

Bu yazıya “nasıl bloglanmalı” başlığı çok uygun olurmuş aslında, ne yazacaktım neler yazmışım. Niyetim bu değildi. İlk yazım olduğu için kendimi mazur görüyor ve bağışlıyorum. İnşAllah sonraki yazılarımda toparlarım kendimi ve düşündüklerimi yazarım.

İşte okumamanın insana verdiği kafa karışıklığı, kendini ifade edememenin güzel bir örneği oldu bu yazı.

Sonraki yazılarda görüşmek üzere, takipte kalın.

Akif

Load More Related Articles
Load More By Mehmet Akif Bağcı
Load More In Yazılarım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Check Also

Dünyanın En iyi 15 Markasının yıllara Göre Değişimleri (2000-2018)

Dünyanın bilinen en iyi 15 markasının yıllara göre marka değerlerinin değişimleri. Araları…